24 Mart 2015 Salı

Yeni Jaguar XF

Geçtiğimiz akşam, Hindistan'lı üretici Tata'nın satın almasının ardından kabuk değiştiren İngiliz markası Jaguar, bu değişimin ilk ürünü olan XF'in 2. neslini tanıttı.

Tüm otomobil meraklılarının bildiği üzere Jaguar, kuruluşunun ardından geçen süre boyunca her zaman İngiliz aristokrasisini modellerinde yaşatan bir marka oldu. Çoğu zaman da hedef müşteri kitlesini bu tavırla yakaladı. BMW, Mercedes ve Audi gibi güçlü Alman rakiplerinin karşısında, daha özel bir otomobil sahibi olma vaadiyle ve buna uygun tasarımlarla piyasada kendine yer buldu.
2008'de Jaguar'ın el değiştirip Tata'ya satılması, tüm otomobil dünyasını merak içerisinde bıraktı. Markanın akıbetinin ne olacağı, modellerin bu değişimden nasıl etkileneceği bir süre herkesin gündeminde kendine yer buldu. Marka yöneticileri ise, Jaguar'ın oluşturduğu marka algısında herhangi bir değişim olmayacağını belirterek, büyüme planlarını açıkladılar.

Dedikleri gibi de oldu, yeni modeller piyasaya sürüldü ve Jaguar bu el değiştirmenin ardından bir nevi rönesans yaşadı. İlk etapta XF ve XK ile başlayan bu yeni macera daha sonra lüks sedan XJ ve döneminin kültleşmiş otomobillerinden biri sayılan E-Type'ı hatırlatan F-Type modeli ile devam etti. Bunun ardından geçtiğimiz yıl D-Segmenti sedan modeli XE tanıtıldı. Bu yıl içerisindeyse lüks crossover F-Pace'in piyasaya sürülmesi bekleniyor.

Katılın ya da katılmayın, İngiliz markalarının ürettiği otomobiller genellikle teknolojileri veya sürüş özellikleriyle müşterilerini çekmez. Teknoloji veya güvenlik arayanlar hepimizin bildiği Alman markalarından tercihlerini yaparlar. İş spor otomobil kısmına da geldiğinde böyledir, hangi dergiyi açarsanız açın McLaren'in ürettiği 12C, 650S gibi modelleri Ferrari'nin 458'i karşısında mağlup olur.

İngiliz markalarını tercih eden insanlar genellikle farklı olanı isterler, herkeste olanı sıkıcı bulup dikkat çeken ve daha nadir bulunan bir otomobilin peşinden giderler. Jaguar da büyük oranda müşterisine bunu vaadeder. Peki bunu nasıl başarır? Tasarım diliyle. Markanın el değiştirmesinin ardından Jaguar'ın tasarım dili tamamen değişti, ki bunda tasarım şefleri Ian Callum'un büyük payı var. Markanın alışılageldik çizgilerinin tamamen dışına çıkıp, hem oldukça şık hem de bir o kadar sportif tasarımlarla markayı bir adım öne taşıdı Ian Callum. Bana sorarsanız şaheseri de F-Type'tı. Son yıllarda yapılmış en iyi endüstriyel tasarım işlerinden biri F-Type. Sadece bu nedenle bile kendisini şapka çıkarılacak bir tasarımcı olarak görürdüm.

Geçtiğimiz yıl markanın en ulaşılabilir modeli olarak kabul edebileceğimiz XE piyasaya sunulduğunda, küçültülmüş bir XF ile karşılaşmıştık. Pek şaşırtıcı olduğunu söyleyemezdik elbette, sonuçta XF ödüllü bir tasarımken müşteriler de daha uygun fiyatlı bir XF emsaline ulaşmak isteyeceklerdi. XE'yi genel anlamda başarılı bir tasarım olarak değerlendirebilsek de herkesçe arka kısmının basit durduğu ve bazı japon otomobillerinde karşılaşabildiğimiz özensizliğin bulunduğu dile getirildi. Hatta daha sonra bunun bir makyaj operasyonuyla değiştirileceğine herkes emindi.

Bu akşam XF'in tanıtımını izledikten sonra ise adeta hayal kırıklığı yaşadım. Tanıtılan otomobili ön kısmına baktığınızda selefinden ayırmak oldukça zor, bunun yanında arka tarafta XE'nin o anlamsız stopları daha da büyüyerek XF'te kendine yer bulmuş. Zaten başarılı olan bir tasarımı çok üzerinde oynamadan tekrar piyasaya sunma fikrini sıkıcı bulmakla birlikte anlayabiliyorum. Yıllardır Audi ve Volkswagen'in satış politikasının bunun üzerine kurulu olduğunu düşününce yeni bir fikir değil bu. Lakin markanın 7 yıldır adeta maskotu olmuş bir modelini yenilerken tasarımını eleştirileri yok sayarak güncellemenin mantığını anlamak güç. Ian Callum'un silkelenip kendine gelmesi ve tekrar F-Type gibi şaheserlerle bizim karşımıza gelmesini umuyorum, aksi takdirde XF gibi zaten oldukça dişli rakipleri olan ve pazarda satış değerleri rakiplerinden gerilerde kalan bir aracın bu değerleri de yakalayamaması şaşırtıcı olmaz. Şimdiden XE ve XF için gelecek makyajı merakla bekliyorum.






11 Eylül 2014 Perşembe

Mercedes AMG GT


Otomobil dünyası gelecek ayki Paris Autoshow'a hazırlanadursun, bu hafta içinde Alman üretici Mercedes, markanın yeni top modelini duyurdu. Uzun zamandır videolarıyla otomobil basınını meşgul eden AMG GT'nin üzerindeki perde 9 Eylül akşamı kalktı. Teknik detayları daha önceden açıklanmış olan aracın tasarımının da beklenti dışı olmadığını söylemek sanırım yanlış olmaz.

AMG GT, SLS'teki genel tasarım formunu devam ettiriyor. Uzun bir kaput ve kısa bir bagaj kapağı bu modelde de karşımıza çıkıyor. Her ne kadar çok alışamadığım bir tasarım olmasına karşın çirkin olduğunu söyleyemeyiz. Ancak bunun dışında otomobilin dış tasarımı sıradanlık derecesinde tanıdık.
SL serisinden devşirilmiş gibi duran ön farlar, markanın son dönemdeki genel tasarım algısını devam ettirecek nitelikte. Ama burada durum sportif bir tasarımı korumaktan öte, kolaya kaçılmış izlenimi doğuruyor. Arka farlar ise SLS AMG'nin arka farlarını uzatarak üretilmiş gibi. Mercedes otomobilin tamponlarını tasarlarken de diğer AMG logosu taşıyan modellerinde yaptığından daha özel bir harekete gitmemiş. Martı kanat diye adlandırılan kapıların yerinde yellerin estiğini söylememe gerek yoktur zaten.

Otomobille ilgili olumlu düşüncelerim de elbette yok değil. Özellikle iç mekanı SLS'e göre kesinlikle daha heyecan verici. Hatta şu ana kadar Mercedes'in herhangi bir spor otomobilinde kullandığından daha çekici bir iç mekana sahip olduğunu bile söyleyebilirim. SLS'in en çok eleştirilen noktalarından biri rakiplerine göre 'sıkıcı' olarak nitelendirilen iç mekanıydı. Görünüşe göre Mercedes, eleştirilere kulak vermiş.

Şimdi gelelim asıl konuya. Teknik detayları bir kaç aydır ortada dolaşan AMG GT'nin bu konuyla ilgili üzerinde konuşmadan önce bu detayları sizinle de paylaşmam daha doğru olur. AMG GT, iki farklı motor seçeneğiyle piyasaya sunulacak. 4.0 litre hacme sahip V8 motorlardan standart modelde kullanılanı 462 beygir güç ve 600 Nm tork üretebilirken, daha güçlü seçenek AMG GT-S'de 510 beygir güç ve 650 Nm tork üreten bir ünite görev yapacak. Her ikisinde de çift kavramaya sahip 7 vitesli şanzıman bulunan modellerden AMG GT, 4 saniyede 0-100km/s hızlanma değerine sahipken, daha güçlü kardeşinde bu değer 3.8 saniye. Modellerin maksimum hızları da sırasıyla 304 ve 310 km's.

Bu noktada kafa kurcalayan bir durum var. Mercedes, lüks otomobilleriyle gündeme gelen bir markayken 11 yıl önce SLR ile süperspor piyasasına kendi yumruğunu en sert biçimde koymuş bir marka oldu. Tam anlamıyla bir Süper GT olan bu otomobil büyük başarı yarattı ve kısa süre içerisinde kendine bir çok hayran edindi. Daha sonra 2007'de modelin daha yüksek güce sahip versiyonu 722 GT tanıtıldı ve 2009 yılında son derece özel bir otomobil olan Stirling Moss ile SLR devri kapandı.

Bundan 1 yıl sonra Mercedes bu kez retro çizgiler taşıyan SLS AMG ile süperspor piyasasına dönüş yaptı. SLR'dan performans yönünden daha zayıf kalan bu araç, tasarımı ve özellikle martı kanat diye adlandırılan kapılarıyla efsanevi 300 SL'in güncellenmiş versiyonu olarak pazarlandı. Böylece SLR ile kıyaslanması da engellenmiş oldu. Haksız da sayılmazlardı, teknik olarak benzemediği gibi tasarım olarak da SLR ile hiçbir ilgisi kalmamış bir otomobil üretilmişti. SLR'daki McLaren desteği bu otomobilde mevcut değildi, bunun yerine Mercedes kendi performans departmanı AMG ile çalışarak bu arabayı üretmişti.

Şimdi bundan 5 yıl sonra karşımızda SLS'in varisi olarak duran araç AMG GT. SLR ve SLS'i karşılaştırmama sebeplerimizin hiçbiri bu araç için geçerli değil. Mercedes neredeyse tamamen SLS'in hatlarını taşıyan bir aracı sunarken tüm teknik verileri bir kez daha aşağı çekiyor, neden?

Mercedes; Ferrari 458 Italia, McLaren 12C, Lamborghini Gallardo gibi araçlara rakip olarak ürettiği SLS'i piyasadan çekip yerine Porsche 911 ile rekabete girecek bir araç çıkartıyor. Bunu 2007 yılında Audi de piyasaya R8'i sürerek yapmıştı.

AMG GT'nin SLS'ten çok daha ulaşılabilir ve bu sayede çok daha yüksek satış rakamlarına ulaşabilir olacağını söylemek zor değil. Belli ki düşünülmüş bir pazarlama stratejisi bu, ha şöyle ki ben eğer AMG GT'nin kalıcı bir model olacaksa veya 911'e gerçek bir rakip olarak düşünüldüyse tıpkı 911 gibi çok çeşitli varyasyonlara sahip olabileceğine de inanıyorum. Lakin süperspor otomobil üretmek ile diğer otomobil üretimleri arasında bir takım farklar vardır, olmalıdır da. Bir süperspor üretilirken getirilen kârın yanında markanın yaratacağı imaj da göz önünde bulundurulmalıdır. Mercedes'in bu işte en çok tokat yiyeceği kısım da tam olarak burası. Top modeli olarak lanse ettiği AMG GT'den daha yüksek güce sahip araçlar model gamında bulunurken bu otomobili SLR veya SLS'in yarattığı kimliğe oturtmak mümkün görünmüyor.

21 Ağustos 2013 Çarşamba

Volkswagen Golf R

Volkswagen, efsane Golf modelinin yarışçı versiyonu olan Golf R'ı yeniledi. Daha önce hakkında ipuçları verilen otomobilin son şekli de böylelikle gün ışığına çıktı.

7. Nesil Golf üzerine inşa edilen araçta, değişen ön ve arka tamponlar, alçaltılmış yan etekler ve otomobilin sporcu kimliğini temsil eden R logosuyla daha agresif bir görünüm oluşturulmuş. Ayırca Golf R, Golf GTI'a göre 5 mm daha alçak olarak tasarlanmış, bunun da otomobilin daha sert güçlü bir görünüme sahip olmasında payı olmuş. Tabii bunlarla birlikte Volkswagen'in R-Line modellerine uyguladığı özel mavi rengini de unutmamak gerek. Yeni Golf R'da 2.0 litrelik 300 beygir güç ve 380 Nm tork üreten turbo beslemeli bir motora yer verilmiş. Volkswagen'in 4MOTION adlı dört tekerlekten çeliş sistemiyle donatılan Golf R bu sayese 100km's hıza manuel şanzımanla 5.1 saniyede ulaşıyor. Bu değer eğer DSG şanzıman seçilirse 4.9 saniyeye düşüyor. Ortalama değer ise DSG'de 69 litre /100 km iken manuel şanzımanlı olan modelde 7.1 litre olarak açıklanmış.

Gelecek ay Frankfurt'ta karşımıza çıkacak otomobilin satışa sunulma tarihi olarak, Volkswagen 2014 baharını işaret ediyor.


20 Ağustos 2013 Salı

Nissan Terrano


Nissan bir dönemlerin popüler modeli Terrano'yu yeniden piyasaya sürüyor. Aslında yeni Nissan Terrano bize yabancı bir otomobil değil. Renault-Nissan ortaklığının bir ürünü olan Terrano, Dacia Duster'la aynı yapıyı paylaşıyor. Dün de basına sızan fotoğraflardan gördüğümüz otomobilin tasarımının çok şaşırtıcı olmadığını söylemek yanlış olmaz.

Genel itibariyle Dacia Duster ile benzer bir görünüm sunan otomobilin, farklı olan noktalarda yok değil. Örneğin ön ızgara ve tampon Duster'dan farklı olarak dizayn edilmiş. Bununla birlikte Duster'da kırıklı olarak ızgarayla birleşen far yapısı değiştirilerek Terrano'da düz biçimde yer almış. Ayrıca otomobilin yan pencere aralıkları da sportif bir duruş için siyaha boyanarak tek parçaymış gibi bir görünüm elde edilmiş. Otomobilin arka tarafına geçildiğinde ise yeni bir far grubu bizi karşılıyor. Ayrıca krom detaylarla desteklenen tasarımın genel anlamda Dacia Duster'dan daha premium durduğunu söylemek mümkün.

Kaputun altında Renault'nun Duster'da kullandığı motorları aynen kullanacak olan yeni Nissan Terrano'nun 1 Eylül'de tanıtımının yapılması ve 1 ay sonrasında da satışına başlanması bekleniyor.

Ferrari 458 Speciale


Ferrari, tarihinin en başarılı otomobillerinden biri olarak kabul edilen modeli 458 Italia'yı güncelledi. Scuderia adıyla mı yoksa Monte Carlo adıyla mı anılacağı tartışılan modelde ise marka, 'Speciale' isminde karar kılmış.

Hem dış görünümünde hem de motorunda yenilemeler yapılan 4.5 litrelik V8 motorun gücü 605 beygire çıkartılarak daha güçlü bir spor otomobil elde edilmiş. Bu ünite 540 Nm tork üretirken aynı zamanda 1290 kg'lık 458 Speciale'yi de 3 saniyede 0'dan 100 km/s hıza ulaştırıyor. Ayrıca yeni 458 litre başına 133 beygir güç üretiyor ve Ferrari bunun motor hacmi başına üretilen güç açısından en yüksek değer olduğunu söylüyor. Ferrari'nin yaptığı açıklamalara göre Speciale, Fiorano pistinde standart 458 Italia'ya göre 1.5 saniye daha hızlı. Bu çok etkileyici bir değer çünkü bu; yeni 458 Speciale, markanın top modeli F12berlinetta'dan sadece yarım saniye yavaş demek.


Otomobilin dış görünümünde de bazı değişikliklere gidilmiş. Otomobili boydan boya geçen farklı renkte bir çizgi eklenerek markanın daha önceki güncellenmiş V8 modellerine gönderme yapılmış. Otomobilin hava girişleri de gözden geçirilmiş. Buna bağlı olarak ön tampon değiştirilmiş ve yenilenen devasa ızgara ile otomobil daha agresif bir ağıza sahip olmuş. Bununla birlikte kaput da yenilenerek üzerine büyük bir hava girişi eklenmiş.Farlarla kaput kapağı arasındaki boşluk da bununla birlikte büyümüş ve otomobilin önden görünüşünü daha agresif kılmış. Ayrıca ön çamurluklar üzerindeki havalandırma kanalları da elden geçirilerek yenilenmiş. Arka tarafta ise yine farlar arasındaki boşluk genişletilmiş. Ayırca difüzör genişletilerek oldukça büyük bir hal almış. Burada ise belki de hayal kırıklığı yaratabilecek tek şey; F40'takine benzer olarak ortada konumlandırılmış üçlü egzoz çıkışının artık yerini difüzörün üzerinde bulunan stopların iki yanındaki çift egzoz girişine bırakması.


Otomobilin iç mekanına geçildiğinde ise bizi daha az sürprizin beklediğini söylemek yanlış olmaz. Zaten oldukça başarılı bir kabine sahip olan 458 Italia'nın kabini genel anlamda korunurken, döşemelerde bir takım yeniliklere gidilmiş ve otomobilin yarışçı kökenlerini vurgulamak amaçlı olarak kırmızı dikişler kullanılmış.

Yeni Ferrari 458 Speciale gelecek ay yapılacak olan Frankfurt Otomobil Fuarında tanıtılacak. Şimdiden fuarın en çok dikkat çe

15 Ağustos 2013 Perşembe

Bmw M4 Coupe Concept


Bmw, efsaneleşmiş modeli M3'ün yerini alacak olan modeli M4'ün konsept modelini Pebble Beach'te tanıtıyor. Bildiğiniz gibi Bmw yeni satış politikası çerçevesinde artık 3 Serisi'nin Coupe ve Cabrio modellerini 4 Serisi ismi altında piyasaya sunuyor ve bunun sonucu olarak M3 ismi artık sadece 4 kapılı model için kullanılacak.

Konsepte gelecek olursak, yeni M4'te 4 Serisi'nin ilk konseptinden hatırladığımız bazı detaylar mevcut. Dış tasarımında, ön ve arkada kullanılan farklı tamponlar, alçak yan etekler, karbonfiber tavan ve eklenen M4 logosu gibi özelliklerle standart modelden ayrılan M4'ün bu sayede çok daha sportif görünmesi sağlanmış. Otomobil hakkında fazla detay paylaşılmazken, 450 beygir güç ve 550 Nm tork üreten 3.0 litrelik bir twin-turbo motordan söz ediliyor.

Yeni M4'ün üretim versiyonunun gelecek ocak ayında Detroit'te tanıtılması bekleniyor.

14 Ağustos 2013 Çarşamba

Mercedes GLA

 
Mercedes bir süredir tanıtılması planlanan küçük crossover modeli GLA'yı tanıttı. Dün ilk teaser'ları yayınlanan otomobil bugün itibariyle tamamen karşımızda. Audi ve Bmw'nin daha önce Q3 ve X1 ile girdiği pazarda rekabet edecek olan GLA ile müşteri kapmaya çalışacak olan Mercedes'in ise ne kadar başarılı olacağını önümüzdeki günlerde göreceğiz. Tabii bu segmentteki satış lideri Range Rover Evoque'u da unutmamak gerek.

Daha önce sergilenen GLA konseptiyle benzer ögeler taşıyan modelin tasarımının çok büyük sürprizler yarattığını söylemek güç. Tabii bu otomobilin çekici bir tasarımı olduğunu inkar etmiyor. Otomobil yeni A serisinin şasisi üzerine geliştirilmiş ve bunu ilk bakışta fark etmek mümkün. Otomobilde Mercedes'in yeni tasarım felsefesini taşıyan otomobil, önünde A ve CLA serilerinden tanıdık bir yüz taşırken arka tarafa geçildiğinde de A serisi ile benzer bir tasarım sizi karşılıyor. Mercedes'in MFA platformu üzerinde yükselen araç, markanın diğer bu platformu paylaşan modelleri gibi segmentinin en dinamik görünen araçlarından biri. 4417mm uzunluğunda, 1805mm genişliğinde ve 1494mm yüksekliğinde olan GLA, standart bir crossoverın özelliklerini taşıyor. Otomobilin iç mekanındaysa yine A serisindekine benzer bir kabin bizi karşılıyor, oldukça ergonomik ve sportif görünen kabinin bana göre zayıf noktası ise A ve CLA serilerinde de gördüğümüz ve sonradan takılmış gibi duran uygulama ekranı. Mercedes'in kısa süre içerisinde eleştirilere kulak vermesini umuyoruz. Otomobil A serisinden 125mm daha uzun, aks mesafesi ise aynı kalmış. Bununla birlikte otomobilin yüksekliğinin de artması sayesinde daha ferah bir iç kabinle karşılaşacağımızı söyleyebiliriz.Beş kişilik kzbinde normalde 421 litre olan bagaj hacmi arka koltukların katlanmasıyla beraber 836 litreye ulaşıyor.

 
Mercedes GLA'nın hem önden hem de 4 tekerlekten çekişli modellerini piyasaya sunacak. İlk olarak tanıtılacak olan GLA200 ve GLA200 CDI'de 1.6 litrelik benzinli 154 beygirlik bir motor ve 1.8 litrelik 134 beygir güç üreten bir dizel motor görev yapacak. 4Matic adını taşıyan 4 tekerlekten çekişli modeller GLA 220 CDI'de 2.1 litrelik bir dizel motor görev yapacak ve 168 beygir güç üretecek. Top model olan GLA 250'de ise 208 beygir güce sahip 2.0 litre hacminde turbo beslemeli bir ünite bulunuyor.

Yeni Mercedes GLA'nın yıl sonunda piyasaya çıkması bekleniyor.